Dünyada barışçıl yaşam için ahlaki hareket etmek bir erdem de olsa,nefis mücadelesi denen olgu bu değildir.Kişinin benliğini muhafaza için yaptığı eylemlikler olsa olsa onu rabbinden bir kaç adım daha uzaklaştırır.Bugün Allah için bir şey yaptığımı söylemek çok iddialı bir söylemdir.Böyle bir iddiam yok.
Ne zaman Allah için sadaka veriyorum ne zaman kendi vicdanım için veriyorum ?
Bu ayırımın da çoğu zaman ayırdına varamıyorum.
Ne zaman Allah’a Kulluk için namaz kılıyorum ne zaman O’ndan ve Cehenneminden ve O’nun Gazabından korktuğum için namaz kılıyorum ve dini ibadetlerimi şekillendiriyorum?
Bu soruya da cevap veremiyorum.
Cevap vermem zorunlu olsaydı şunu derdim;
-Rabbim senden korkmuyorum.
-Rabbim seni varettiğin hiç bir şeyle kıyaslamıyorum.
-Rabbim seni varettiklerine duyduğum sevgiyle değil,yokluğumu hesaba katarak seviyorum.
-Rabbim senin varlığınla varlığım anlam ifade ediyor,senin rızanla varlığım hareket ediyor.Senin rızan olmaksızın ben bir HİÇ’im.
-Hatta hiç denecek imkana bile sahip değilim.İşte rabbim sana olan hissiyatım.Umarım sevgimi doğru kanalize ettim Sana yönelirken.Umarım eksik ve kaba kelimelerim artık rahatsız etmez beni sevginin şarhoşluğunda.
-Rabbim seni seviyorum.
-Ancak sevgimle dahi karşına çıkacak kudretim yoktur.
-Rabbim senin varlığında yoket beni.
-Ancak varlığına karışacak kadar temiz değilim.
-Rabbim rıza senindir,takdir senindir.
-Kadir’sin,Kerim’sin.
-Alim sensin,sen bilirsin!
Deniz Kasakolu